14 Mayıs 2010 Cuma

Acil 0 Rh (-) Kana İhtiyaç (Mutlu Olalım Duyurusu...)

Mutlu Olalım Derneğinden Duyuru:


''Bozyaka iç hastalıklarında yatan bir hastamız için çok acil 0 rh(-) kana ihtiyacımız vardır. Polisitemia vera hastası lösemiye çevirme riski çok yüksek trombositleri çok düşük bu sebepten sürekli kan ve trombosit veriliyor, kan grubu uymayan arkadaşlar en azından bu mesajı tüm yakınlarına paylaşırsa seviniriz...

rtibat numarası :

murat türkdal: 0544 816 16 68 ''
 
Facebook adresime gelen bir duyurudur paylaşmak istedim..

9 Mayıs 2010 Pazar

Canım Annem...


                                           BENİM ANNEM GÜZEL ANNEM
                                           BENİ AL KOLLARINA
                                           KUCAĞINDA OKŞA BENİ
                                           NİNNİLER SÖYLE BANA

Canım anneciğim ilk kez bir anneler gününü ayrı geçiriyoruz. Seni çok özledim ve çok seviyorum. Allah nice anneler gününü beraber geçirmemizi nasip etsin inşallah.
Annemim, kayınvalidemin, tüm annelerin ve anne adaylarının Anneler Günü Kutlu Olsun...

6 Mayıs 2010 Perşembe

Kulak-Köpek-Taksi

Üç gündür moralim çok bozuk. Aslında paylaşmakla paylaşmamak arasında çok karasız kaldım, çünkü moralim ve sinirim çok bozuk ve sinirim halen geçmiş değil.
Bir iki hafta önce çektiğim uyku sonrası kıvrılmış olan bu kulağın resmini paylaşmak istiyorken bugün kötü haberini veriyorum maalesef. Evvelsi gün akşam üzeri evimizin yanındaki parka köpeğimiz Ateş'i çıkarmıştım. Bu bölgede sahipli birçok köpek var onlardan biriside Golden Retriever cinsi bir köpek. Aslında kıştan beri tanıdığımız bir köpek. Dediğim gibi evvelsi gün çıkardığımda o da oraya geldi aslında bizimki o kadar heyecanlı ki gelen her köpekle oyun oynamak istiyor. Bir heves içinde yanına koşturdu onun aynı zamanda orada çocuğuyla top oynamaya gelen bir baba var. Neyse bizimki topu kaptı goldenla oynamak istiyor fakat goldenlar biraz hatta biraz az fazla kıskanç ve bencil köpeklerdir şimdiye kadar tanıdığım bütün goldenlar öyle çıktı. Topla oynamak değil sahiplenmek istiyor.
Tabi bizimki bu arada topu patlattı. Golden patlamış topu ağzına aldı ama sahibi kızıp ağzından aldı ve attı. Sanırım tüm bunların birikmişliğinden tasma ipleri takılı biçimde sahibiyle sohbet ediyorken Golden bizimkine sataşmaya başladı ve ipler birden birbirine girdi o anda bizimki bir çığlık ne olduğunu anlamadım kafa kısmını ısırdı ama canı o kadar acıdı ki bir yerine birşey oldumu diye bakmak istiyorum hayvancağız yerinde duramıyor. Sonradan elim üstüm birden kan oldu meğersem kulağını ısırmış. Kafasını kulağını salladıkça benim heryer kan oldu. O kadar içim gittiki elim ayağım titriyor ne yapcamı şaşırdım. Sahibi üzüldü ama o an çok sinirlendim hemen veterinerimize götürmeliyim dedim aksi şeytan eşimde iş nedeniyle şehirdışında nasıl götürcem peki...
Aradım veterinerimizi onlarında ameliyatı varmış gelebilcek kimse yok 2. seçenek taksi. Her zaman kullandığımız taksi durağını aradım '' çok acil köpeğimi veterinere ötürmem lazım'' dedim taksici cevap: ''köpek alamayız'' Demet cevap: '' ALMAYIN... DIIT..DIIT..DIIT...'' ve telefon suratına kapatılır. Diğer bir taksiciyi aradım '' tamam hanımefendi hemen adresi alalım''dedi. Bizim geri kafalı insanlarımız oldukça bu memleket bir yere gelmez. Ben sanki köpeğimi sizin arabayla gezmeye çıkartıcam dedim. Ya ben bir can'dan bahsediyorum inanın hayvanların bir çanta yada koli kadar değeri yok. Ne diyeceğimi nasıl cümle kurmam gerektiğimi bilemiyorum şuanda. 

Bayıltıp iki dikiş attılar kıkırdağa zarar vermiş kıkırdak kendini yenileyen bir doku olmadığı için ona bir şey yapamayız dediler ama dikişle deri kaynarmış çeltik şeklinde ufak bir iz kalabilir dediler.
Neyse buna da şükür allah beterinden saklasın.
                              Pedimu, yavrimu ev içinde ordan oraya işleniyorken yatmış ortaya ilgi istiyor.



                                                     Şu yatışın şekline, keyfine bakın...

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Hıdrellez Bayramınız Kutlu Olsun...

Hıdrellez Bayramının herkese sağlık, mutluluk, huzur, kazanç ve uğur getirmesi dileyiğle...


Hıdrellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramlarımızdan biridir.Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır.Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır.Hıdrellez günü,Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Julyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.

Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır:6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini,8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır.
Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki,bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır.Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır.
Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu;bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır.Oysaki Hıdrellez Bayramı’nı ve Hızır inancını tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır.İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu,İran,Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle ilgili bazı tanrılar adına çeşitli tören ve ayinlerin düzenlendiği görülmektedir.
Hızır,yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış;zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan,Allah katında ermiş bir ulu ya da peygamberdir.Hızır’ın hüviyeti,yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür.Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hızır’a atfedilen özellikler şunlardır:


1)Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.
2)Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eder.
3)Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
4)Dertlilere derman,hastalara şifa verir.
5)Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini,insanların kuvvetlenmesini sağlar.
6)İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
7)Uğur ve kısmet sembolüdür.
8)Mucize ve keramet sahibidir.


Hızır,bu nitelikleriyle mitoloji dünyasının kendilerine üstün yetenekler atfedilen tanrılarını hatırlatmaktadır.Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır.Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir;bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.
Mevsimlik bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez,ülkemizde etkin bir biçimde kutlanmaktadır.Büyük şehirlerde daha az olmak üzere,kasaba ve köylerde hıdrellez için önceden hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar,evin temizliği,üst-baş temizliği,yiyecek-içeceklerle ilgili hazırlıklardır.Hıdrellez gününden önce evler baştan başa temizlenir. Çünkü temiz olmayan evlere Hızır’ın uğramayacağı düşünülür.Hıdrellez günü giyilmek üzere yeni elbiseler, ayakkabılar alınır.
Anadolu’nun bazı yerlerinde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme,oruç tutma ve kurban kesme adeti vardır.Kurban ve adaklar “Hızır hakkı” için olmalıdır.Zira tüm bu hazırlıklar Hızır’a rastlamak amacına yöneliktir.
Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında,bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır.Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır.Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır.Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine,bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.
Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır.Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır.Ev,bağ-bahçe,araba isteyen kimseler,Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.
Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir. Bu törene İstanbul ve çevresinde “baht açma”,Denizli ve çevresinde “bahtiyar”,Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”,Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”,Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”,Erzurum’da “mani çekme” adı verilir.
Törenler baharda doğanın ve tüm canlıların uyanmasıyla eş anlamlı olarak insanların da talihlerinin açılacağı inancıyla,şanslarını denemek için yapılır.Hıdrellezden bir gece önce bahtını denemek ve kısmetlerinin açılmasını sağlamak isteyen genç kızlar yeşillik bir yerde veya bir su kenarında toplanırlar.
İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait yüzük,küpe,bilezik gibi şeyler koyarak ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah erkenden çömleğin yanına giderek sütlü kahve içip ağızlarının tadının bozulmaması için dua ederler.
Ardından niyet çömleğinin açılmasına geçilir. Çömlekten içindekiler çıkarılırken bir yandan da maniler söylenir.Buna göre eşyanın sahibi hakkında yorumlar yapılır.Hıdrelleze özgü bu uygulama temelde bu şekilde yapılmakla birlikte,yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilmektedir.Son zamanlarda ise bu tören yalnızca evde kalmış kızların kısmetini açmak amacıyla yapılmaktadır.
Sonuç olarak, Anadolu’da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kutlanmaktadır.Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır.Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır.Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır.


Özetle inanç ve adetler,


1- Şifa ve sağlık talebine yönelik inanç ve adetler:




Trabzon, Yozgat, Balıkesir, Erzurum ve Diyarbakır yöresinde kuzu kesmek adettir.
Bunun sebebi Hızır’ ın gezdiği, ayağını bastığı yerlerde yayılan kuzuların insanlara şifa ve sağlık vereceğine inanılır.
Bundan başka Bergama, Balıkesir ve Trabzon çevresinde kırlardan toplanan birtakım çiçeklerle otlar kaynatılarak şifa niyetine içilmektedir. Bu suyu kırk gün müddetle güneş doğmadan göze sürmenin gençlik, güzellik ve zindelik vereceği söylenmektedir.
Başka bir adet de Hıdırellez gecesi kişilerin kendi eşyalarından birini ya da saçından , sakalından kestiği kılları bir elbise parçasına bağlayıp dua okuyarak gül dalına asmalarıdır.
Bazı yörelerde de şifa ve nazardan korunmak amacıyla ateş yakılarak üzerinden atlanmaktadır.


2- Bolluk ve Bereket Talebine Yönelik İnançlar :


Bolluk ve bereket talebine yönelik inançları Hıdırellez kutlamalarının en baris örneği teşkil eder. Hıdırellez gecesi, Hızır’ ın yeryüzünde gezdiği ve dokunduğu yerlere bolluk ve bereket bahşedeceği inancı çok yaygındır . Bunun için bereketlenmesi, sıkıntı çekilmemesi istenilen yiyecek, mal, para vs. nin bereketlenmesi dileği ile birtakım yollara başvurulur. Mesela, yiyecek ve içecek kaplarının ambarların, para keselerinin ağzı açık bırakılır.
Bursa civarında ev halkı birer parayı işaretleyip bir çanta içine koyarak gül dalına asar veya koyarlar. Hızır gece gül ağaçlarının dibinden geçeceği için bol bol bereket yağdıracaktır. Ertesi sabah herkes çantadan kendi parasını alarak cüzdanına koyarsa para sıkıntısı çekmez.
Hıdırellezin içtimai yönü bakımından en ilginç uygulaması ise bir evde fakirlere yemek yedirmedir. Fakirlere ne kadar çok yemek yedirilirse, o eve daha çok bereket yağacağına inanılmaktadır.
Bunlardan başka, yoğurulan hamurun taşmasına, bahçedeki yeşil soğan yaprağına iki iplik bağlanarak soğanın büyüyen yaprağına göre bolluk olup olmayacağına dair inançlar vardır.


3- Mal, Mülk ve Servet Talebine Yönelik İnanç ve Adetler:


Bu konuda da yaygın adetler mevcuttur. Bunun için neye sahip olunmak isteniyorsa, onun küçük bir modeli yapılarak Hıdırellez gecesi evin bahçesine konulur. Böylece dilekler Hızır’ a iletilmiş olur.
Bu hususta en çok başvurulan yöntem ise şudur; ulaşılmak istenen mal ve servet talepleri bir kağıda yazılarak, akarsuya ve denize bırakılmasıdır.


4- Talih Açmaya, Kısmet Talebine Yönelik İnanç ve Adetler:


Memleketimizin çoğu yöresinde küçük farklarla buda şöyle olmaktadır. Hıdırellez gecesi genellikle genç kız ve kadınlar küpe ve yüzük gibi eşyalarını bir çömleğe koyarlar. Gömleğin içine su doldurularak veya yeşillik konularak, çömlek bir gül ağacının dibine bırakılır. Hızır Aleyhisselam inanışa göre oraya uğrayarak ve herkesin niyetinin karşılığını verecektir. Hıdırellez sabahı, çömlek sabah erkenden alınarak bir evde toplanılır. Küçük bir kız çömlekteki eşyaları teker teker çıkarır. Bu sırada söylenen manilere göre o eşya sahibinin talihi belli olur.


Bu anlatılanlar kadar olmasa da hıdrellez hakkındaki inançlarda şu şekilde özetlenebilir :


-Hıdrellez günü güneş doğmadan yataktan kalkmayanın işleri ters gider, yahut hastalanır.
-Hıdrellez günü işe gidilmez uğursuz gelir.
-Hıdrellez günü salıncakta sallanmayanın beli ağrır.
-Hıdrellezde meyve vermeyen ağaçlar balta ile korkutulursa meyve verir.
-Hıdrellezde ev işi yapan hamile kadınların çocukları sakat doğar.




Kaynak: Kültür Bakanlığı ve Haldun Cezayirlioğlu

İslim Kebabı


Malzemeler:
  • 4 adet uzun patlıcan
  • 3 adet domates
  • 4 adet biber
Köftesi için;
  • 500 gr. kıyma
  • 1 adet kuru soğan
  • 2-3 dilim ekmek içi
  • 1 diş sarımsak
  • tuz
  • karabiber
  • kimyon
Sosu için;
  • 3 adet domates
  • 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ
  • su
  • tuz
Yapılışı:
Patlıcanları yıkayıp uzun şeritler halinde kesin. Kızdırılmış yağda kızartın ve fazla yağını alması için kağıt havluya serin. Bir kapta domates rendesi, sıvıyağ ve suyu koyup kaynatın. Kıymayı, rendelenmiş soğan ve sarımsağı,  ekmek içini yeteri kadar tuz, kimyon ve karabiberi iyice karıştırın. Kıymadan yumurta büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın hafif yassılaştırarak kızgın yağda kızartın. Patlıcanları artı olacak şekilde birleştirin ortasına köfteyi koyun ve kapatın. Kapatılmış olan patlıcanların üzerine önce domates sonra biber koyup kürdanla sabitleştirin ve fırın tepsisine yerleştirin. Kaynamış olan sosu üzerine döküp 200 derecedeki fırına verin. Domatesler ve biberler pişince fırından çıkartın sıcak olarak servis yapın. Afiyet olsun.

İyi mi, Kötü mü....


Pixis'in 1MKdaki yazısı. Lütfen okuyun ve paylaşın. Üstteki resmi Çocuklarınıza gösterin, okutun ve anlamalarını sağlayın. Sevgiler.

Pixis'e teşekkürler.

4 Mayıs 2010 Salı

Yıldız Şehriyeli Beyaz Pirinç Pilav




Malzemeler:

  • 2 su bardağı beyaz pilavlık baldo pirinç

  • 1/2 su bardağı 1 parmak az yıldız şehriye

  • 1 yemek kaşığı tereyağı

  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ

  • 3 su bardağı kaynar su yada et suyu
Yapılışı:

Pirinci ayıklayıp pişirmeden 1 saat öncesinden sıcak suda biraz tuz serperek ıslatın. 1 saatin sonunda pirinci 4-5 su yıkayın. Pilav tenceresinde tereyağını ve sıvıyağını biraz kızdırın. Yıldız şehriyesini rengi hafif değişene kadar kavurun sonra pirinçi de ilave edip 5-10 dk. daha kavurun. İçine sıcak suyu ve tuzu kattıktan sonra bir iki defa karıştırıp kapağını kapatın. Önce 10 dk. kadar orta ateşte sonra kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Pişip ocağın altını kapattıktan sonra üzerine kağıt havlu ( ben bazen fırından ekmek alırken ekmeği sardıkları kağıtları da kullanıyorum ) örtüp kapağını kapatın ve demlenmeye bırakın. Afiyet olsun...

                            
Related Posts with Thumbnails